Yeter ki;
Dellendirmesinler…
Zıvanadan çıkarmasınlar…
“Adanalılık damarımızı” kabartmasınlar…
Bilinsin ki;
Polisin yaklaşamadığı “şüpheli pakete” tekme…
“Canlı bombaya” dayak atarık…
Çünkü;
Biz Adanalıyık…
***
Espri bir yana;
Benzer “terör” olaylarında insanlarımızı yitiriyoruz…
Adana’da ise;
Üzerine çullanıyor…
Önce;
Tokatlıyor…
Sonra;
Öldüresiye dövüyoruz…
Yetmiyor;
Yaşananları videoya çekiyor…
“Marifetmiş” gibi;
Sosyal medyada paylaşıyoruz…
İnanması zor…
Adeta;
Fıkra gibi…
Ne yazık ki;
Doğru…
***
Bu da gösteriyor ki…
Adanalı sadece;
Kebap yiyip, şalgam içmezmiş…
Takanın gındırığından içeri dıkılan manığı gözlemezmiş…
Irmakta tumup, ganelde çimmezmiş…
Yağmurda gezip cımcılık olmazmış…
Bodiçle misafirlerine su ikram edip, çocukluklarla gulle oynamazmış…
Neymiş?..
Kafasının tası attığında;
Hayatı pahasına…
Teröristin üstüne atlar, ümüğünü sıkarmış…
***
Esasında;
Kentimizde yaşanan “canlı bomba”ya linç girişimi, tahlile muhtaç bir vak’a…
Acaba diyorum!..
“Aşırı sıcaklar” mı etkisini gösteriyor?..
Yoksa;
Genlerimizle mi oynadılar?..
Ya da;
Bunu yapanlar, “Zaten biz cehennemde yaşıyoruz. Bombacıyı etkisiz hale getirelim. Patlamazsa ne ala… Patlarsa da cennete gidelim” diye mi düşünüyorlar?..
Soru çok…
Mantıklı yanıt yok…
Netice olarak;
Adanalının mevcut “ruh hali”;
Araştırmalı…
Soruşturulmalı…
“Bilimsel eser” haline getirilip insanlık alemine armağan edilmeli…
